hafzullah kimdir?

Merhabalar, ben hafzullah!

Üşenmeyip, web sitemin bu kısmını ziyaret ederek beni daha iyi tanımak isteyenlerdensin. Ben de senin bu amacına yardımcı olabilmek adına bu sayfanın biraz daha resmiyetten uzak olmasını istedim.

93 model; gezmeyi-görmeyi, keşfetmeyi, renkleri ve güneşi, uyumaktan çok uyanık kalmayı seven hobilerine düşkün biriyim.

Keşkelerden uzak, geçmişe miyop bakan, iyilikleriyle mutlu biri..

Sosyal hayatın yetersiz olduğu bir şehirde büyümem, dışarıya zaman ayırmaktan çok bilgisayar ile vakit geçirmeme neden oldu. Çünkü bilgisayar hep dünyayı dolaşıyor gibi hissettirirdi bana. Bilim ve teknolojiye karşı kendimi alıkoyamadığım bir ilgimin olması da buradan geliyor sanırım.

Şu an gördüğünüz bu web sitesinin mimarı, mühendisi, kalfası ve işçisiyim. Bugüne kadar bunun gibi karışık amaçlı, tamamen sosyal amaçlı veya ticari amaçlı birçok projem oldu. Başarılı olup da koşanlar oldu, yürüyenler ve hala yürütmeye çalıştıklarım var. Takılıp düşen ve tarihe gömülen, hatta hiç kimsenin bilmediği başarısız projelerim bile var..

“Kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir. Ben kodların..”Şöyle bir düşününce, o kadar sene kodların içerisinde boğulmuşum gibi duruyor ama sebebini geç anladığım ve hayatıma en büyük katkısının olduğu sağlam bir dönemmiş bu aralık benim için. Herkesin bildiklerinden farklı bir şeyler bildiğimi bilmek kendimi hep daha mutlu hissettirmiştir bana. Bir yazılımı kullanırken, internette gezerken, film izlerken, müzik dinlerken veya sıradan bir resme bakarken olayın arka planını tahmin edebilmeyi tetiklemiş ve her seferinde merak ettirerek peşinden sürüklemiştir.

İlk sosyal aktivitem o küçük yaşlarda hayatımdaki büyük değişiklikler olarak düşündüğüm, 7.sınıfta katıldığım Fen ve Teknoloji yarışmasında derece alamamam ile başladı. Ama finaldeydik tabi. ;) Benim için içler acısı bir başlangıç olmuştu. Katıldığım birçok yarışmada hep finalistler arasında oldum ama hiç birinci olamamışımdır. Zaten daha sonralar anladım ki çoğu yarışmada sonuca adil varılamıyormuş. Sonuç olarak kendimle yarışmak en iyisiydi ve her zaman da en iyisi gibi, hem mutlu kılıyor hem de hep kazanmış oluyorum. En güzeli de adaletsizlik olmuyor.

Çok çeşitli insanlardan arkadaşlarım, dostlarım var. Ben hepsi ile anlaşabiliyorum ama onlar birbirleri ile pek anlaşamıyorlar. Bunu açıkça belli etmeseler de anlamak zor değil hani. Ama yine de arkadaşlarım sağolsunlar iyilerdir..

Hobilere gelince; piyano ve keman dinlemeyi seviyorum. Özellikle Mark Eliyahu, Can Atilla, Yanni Tiersen, Farid Farjad ve Zbigniew Preisner ilaç gibi geliyor. :) Belirli bir yemek tutkum yok, hatta bazen yemek yemeyi unuttuğum bile oluyor. Pek yemek yapamam ama çok güzel yerim. Son 8 yıldır gitar çalıyorum hatta dokuz oluyor bu sene, öyle ciddi bir şey değil; hobisine, bir havası da yok artık herkes çalıyor.. Fotoğraf çekmeyi severim. Hemde çok. Uzun bir süre çekememiş olsam da kısa film çekmeyi de çok seviyor(d)um. Artık bu denli fazlasıyla yorucu bir hobi ile başa çıkabilecek vakit bulamıyorum. Ama bu konuda bu aralar bazı planlarım var, sizlere de haber veririm.

Yürümeyi çok severim. Yalnız veya arkadaşlarımla.. Futbola gelince, bir insan futboldan hiç mi anlamaz, işte öyle bir futbol sevdası var bende. Küçükken de hiç oynayamazdım, herkes eşleşirdi en son hafo'yu da biz alalım bari diye zorla kabullenirlerdi. Onu da bana ayıp olmasın diye yaparlardı. Gözlerinin içine öyle bir bakardım ki.. Ve hep kaleci olur accccayip gol yerdim. Yani maksat sahada dolaşmak olurdu. :)

Aslında kendimi tanıtmak en çok zorluk çektiğim alanlardan biridir ama iş yazıya dökmeye gelince biraz daha kolaylaşıyor gibi..

Hayatimin ve projelerimin bundan sonraki kısmını bu web sitesinden takip edebilirsin.

Yaşamlarınızın sevmek gibi gönülden olması dileğiyle...

İzmit, Temmuz 2016